Koçagan ya da toprağın altında uyuyanın uyanışı
Son Cemre düştüğünde dünya yeniden başlar.
Son Cemre toprağa düştü.
Yer Ana, bu ateş öpücüğünü derinliklerine kabul etti. Ayaklarımızın altında, henüz soğuk olan humusun sessizliğinde, Paynagan’dan beri uyuyan tohumlar gerinmeye başladı. Kuşların cıvıltısı gün doğumunda artık daha neşeli. Koçagan, bahar, yerleşmeye hazır.
İmre: uyanış
Karın eriyişinin ve yeşillenmenin ruhu olan İmre topraktan narin ve titrek bir ışık biçiminde yükselir.
Eski Türk halkları İmre’nin karı ağlattığını ve nehirleri kristal zincirlerinden yumuşak bir çıtırtıyla kurtardığını söylerdi. Çatılardan düşen ve unutulmuş müzik notaları gibi çınlayan ilk damlalar da onun eseridir.
Yaşıl Han: dönüşüm
İmre işini bitirdiğinde tevazuyla, sessizce toprağın derinliklerine iner yeniden.
Doğa artık yeşile bürünebilir. Kışın grisinden sonra neredeyse fosforlu bir yeşildir bu. Dünyayı yeniden boyayan Yaşıl Han, Yeşillik Beyi’dir. Bitkilere hayatı geri veren odur. Yükselen özsu, çatlak toprağı delen ot, açılan yapraktır. İlk sıcak yağmurla ıslanan toprağın kokusudur, belki de dünyanın en eski parfümü olan o koku.
İyeler, onun itkisiyle, derinliklerin bilgeliğiyle yüklü olarak Erlik Han’ın bakır sarayından çıkarlar. Toprağın ruhları olan Yer İyeleri tarlalardaki ve çayırlardaki yerlerini alırlar. Su İyeleri özgürleşen nehirlerine kavuşurlar. Ağaç İyeleri ise tomurcuklanan ağaçlara süzülürler. İyelerin dönüşüyle bütün toprak titrer.
Bu sessiz bir yükseliştir. Görünmez. Ancak yüreğinle dinlersen bir titreşim duyarsın. Dünyaya yeniden sahip çıkan bir yaşam uğultusunu.
Eskiler baharda Yaşıl Han’a saçı sunardı. Nehirlere ve göllere süt, peynir ve taze ekmek dökerlerdi. Bir şükran jestidir bu. Bir minnettarlık jesti. Yeşil Han, yaşam bizi ne kadar besliyorsa bizim de yaşamı o kadar beslememizi bekler bizden. Döngünün cömertçe her iki yönde de dönmesini.
Umay Ana: kutsama
Toprak Yaşıl Han’ın adımları altında yeşerirken, İyeler tarlalarda ve ormanlarda yeniden dans ederken, dünyanın üzerine bir ay ışığı konar. Yanı başında iki kutsal huş ağacı, kayın ağacı, adı bile eski Türkçede «kadın» anlamına gelen yaşam ağaçları vardır.
Umay Ana
Uzun gümüş saçları, iplik iplik akan su gibi yere kadar iner. Beyaz bir elbise giyer, başındaysa hilal biçiminde üç boynuzlu bir taç taşır. Gümüş saçlı Ana. Gülümser.
Bereketin ruhu, kadınların, doğumların, çocukların koruyucusudur. En şefkatli haliyle bizzat yaşamın koruyucusudur. Tıpkı açılan küçük bir yumruk gibi patlayan her tomurcukta onun enerjisi vardır, kırılgan bacakları üzerinde sendeleyerek sıcak süt arayan yeni doğmuş kuzularda, leyleklerin dönüşünde, Cemre havaya, leylek yuvaya, kor havaya düşer, leylek yuvaya döner.
Uykusunda gülümseyen bebeklerin onunla konuştuğu söylenir. Büyüyen çocuklar evi terk ettiğinde, kuş yuvadan uçtu derler, çünkü Umay Ana’ya ait Yaşam Ağacı’nın dallarında, beşikler ve kuş yuvaları aynı şeydir. Gümüş saçlarının teli göğü toprağa bağlayan kordondur. Dünyanın beşiğinin ipidir.
İşte, eskilerin gördüğü haliyle ilkbahar. Artık tamamlandı. Kutsal bir nefes gibi üç harekette: derinliklerden gelerek uyandıran İmre, bütün yeryüzünde yeşili şakıtan Yaşıl Han ve yükseklerden gelerek kutsayan Umay Ana. Toprak, dünya, gök. Bir aradadır artık. Hareketli ve canlı.
Evrensel yankı
İlkbahar evrensel bir dil konuşur. Nevruz ateşlerinin yandığı ve buğdayın filizlendiği yerde, Kelt geleneğindeki Ostara da gece ile gündüz arasındaki aynı dengeyi, aynı canlanma vaadini kutlar. Her iki gelenek de farklı dağlardan gelen ama aynı rüzgârın taşıdığı yankılar gibi birbirine karşılık verir, Asya’nın steplerinden Avrupa’nın tepelerine yolculuk eden, adını değiştirse de mesajı aynı olan belki de aynı Yel Ata’dır: Yaşam galip gelir, her zaman.
Koçagan’dan Hıdırellez’e
Koçagan mevsimi daha yeni başlıyor. Enerji yükselmeye devam ediyor. Günler güneşte uzanan kediler gibi uzuyor. Toprak adaçayı ve yaban çiçeği kokuları yayıyor. Yaşıl Han her çimen tanesinde dans ediyor. İyeler her tarlaya, her kaynağa, her ağaca göz kulak oluyor. Umay Ana gitgide daha çok gülümsüyor. Yel Ata’nın soluğu polen ve vaatlerle doluyor.
Koçagan yeniden ısınan toprağa, çimenin yeşiline, açan çiçeklerin kokusuna, leyleklerin uçuşuna yerleşiyor ve Hızır ile İlyas’ın yeryüzünde buluşacağı günü beklemeye koyuluyor.
🌿 Hıdırellez gününü.
🪶 Bu metnin Türkçe ruhu için İnci'ye şükranla.





